ANA SAYFA
HABERLER
HACIBEKTAŞ
İlçemiz Tarihi
Atatürk-Hacıbektaş
Tarihi Yerler
Hacı Bektaş Veli Müzesi
Arkeoloji Müzesi
Haritada Hacıbektaş
Ulaşım-Konaklama
Telefon Rehberi

HACI BEKTAŞ VELİ
KÜLTÜR VE SANAT
ALBÜM
SANAL GEZİ
KÖYLERİMİZ
KÜNYE  VE  İLETİŞİM
SİTE HARİTASI






  Hava Tahmini

HACIBEKTAŞ

HACIBEKTAS

HACIBEKTAS

HACIBEKTAS

HACIBEKTAS

HACIBEKTAS

Kaynak: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü

 



Buradasınız->: HACIBEKTAŞ / Tarihi Yerler / 

(BU SAYFADAKİ RESİMLERİ FARENİZLE TIKLAYARAK BÜYÜTEBİLİRSİNİZ.)

ÇİLEHANE (DELİKLİ TAŞ):

Çilehane, giriş ve çıkışı bulunan küçük bir mağaradır. İlçe merkezinin 3 km. doğusunda meyilli bir tepededir. Mağara girişi, bir insanın yürüyerek rahatça girebileceği genişliktedir. Mağara içerisinde yüksekçe bir yerde ve bir insanın zorlukla geçebileceği, dışarı açılan bir delik vardır. Hacı Bektaş Veli'nin bu mağarada zaman zaman halvete kaldığı söylenmektedir. Delikli Taş olarakta bilinen Çilehane, Hacıbektaş'ta en çok ziyaret edilen yerlerdendir. Yaygın bir inanışa göre, günahı olan insan, zayıf dahi olsa bu delikten geçemezmiş. Delik onu sıkarmış; bir adak adayınca serbest bırakırmış. Günahı olmayanlar, delikten rahatça geçermiş.

Çilehane'nin bulunduğu tepenin batısında kesme taştan yapılmış, kemerli bir çeşme vardır. Suyun aktığı geniş oluğun üzerindeki 967 (M.1559) tarihli yazıtta şunlar yazılıdır: "Âb-ı Zemzem didi Bektâş-ı velî ma'lûm-u nâs - Sâhib-ül-hayrât Mîr Mahmûd Muammer Ayâs - Târîhi Dokuzyüz altmışyedi'de oldu temâm - An Abdâl-i Bektâşî Hüseyn an der Aras." Çeşmedeki 1326 (M.1908) tarihli yazıtta ise şunlar yazılıdır: "Çakıran karyesinden bir mîr-i âtıfet hû - İsmi ânın Kahraman, hayrâtı idüb arzû - Bir bağçe kıldı inşâ bir çeşme itti icrâ - Hizmette kasdı hâlâ Derâh-ı Pîr'e yâhû - Baba efendi elhakk sa'y eylemekte ancak - Namında Feyzî mutlak fikreylesen ayân bû - Bir çıktı cevher âsâ târihi söyle Baba - Bu bağçe pek dilâra oldu bu çeşme dilcû - Sene 1326." Bu ikinci yazıttan, Fevzi Baba zamanında Çakıranlı Kahraman tarafından, çeşmede ve çevresinde düzenlemeler yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Suyunun şifalı olduğuna inanılan bu çeşme, Zemzem Çeşmesi olarakta bilinmektedir.

Çilehane'nin bulunduğu meyilli tepede, mitolojik yönden Hacı Bektaş Veli ile ilgisi olduğuna inanılan Minder Kaya ve Kulunç Kaya vardır. Mindere benzeyen bir kaya ve arka tarafında sırt yaslanabilecek ikinci bir kayadan oluşan Minder Kaya'ya, Hacı Bektaş Veli'nin oturduğu söylenmektedir. Kulunç Kaya ise, yine bu bölgede olan hafif meyilli bir kayadır. Sırt ağrısına iyi geldiği söylenen ve sırt üstü yatarak aşağı doğru kayılan kaya, üzerinde kayılmasından dolayı parlak bir görüntü kazanmıştır.

        

Tel örgü ile koruma altına alınmış olan Çilehane girişinde oluşturulan "Ozanlar Yolunda", Alevi-Bektaşi anlayışında “Yedi Ulu Ozan” olarak anılan Nesimi, Yemini, Fuzuli, Şah İsmail Hatai, Kul Himmet, Virani ve Pir Sultan Abdal’ın heykelleri yer alıyor. Yolun devamında ise Aşık Veysel,  Davut Sulari ve Yunus Emre heykelleri yer alıyor. Ozanlar Yolu’nun sonunda 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madımak Otelinin yakılmasında hayatlarını kaybedenler anısına dikilmiş "Ozanlar Anıtı" ve 17 Mayıs 2002 tarihinde kaybettiğimiz büyük ozan Aşık Mahzuni Şerif'in mezarı ve anıtı yer almaktadır.

Çilehane tepesinde yer alan Hacı Bektaş Veli heykeli ve Radyo Barış tarafından yaptırılmış olan dört kişinin semah dönüşünü tasvir eden heykeller, "Ozanlar Yolu" nu tamamlayan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

   

Çilehane’deki Anfi Tiyatro önünde ise Hacıbektaş Belediyesi'nin yaptırdığı "İnsanlık Anıtı" yer almaktadır. Ozanlar Yolu’nun doğusunda Hacıbektaş Belediyesi tarafından oluşturulan “İz Bırakan Aydınlar Mezarlığı”nda ise, öldüklerinde Hacıbektaş’ta defnedilmeyi vasiyet eden Turhan Selçuk, İlhan Selçuk ve Fikret Otyam'ın mezarları bulunmaktadır.

    



BEŞTAŞLAR:

İlçe merkezinin kuzeyinde, 5 km. uzaklıkta, Çivril köyü yakınlarında beş adet büyükçe taşın bulunduğu yerdir. Hacı Bektaş Veli hayatta iken, bu taşların konuştuğu ve şahitlik yaptığına ilişkin bir söylence anlatılmaktadır. Vilayetname de yer alan söylence şöyledir: "O zaman otlaktaki sığırlara, köyden her gün bir kişi nöbetle bakarmış. İdris Hoca'nın otlaktaki sığırlara bakma sırası geldiği bir gün önemli bir işi çıkmış. Hacı Bektaş Veli hayvanlara bakma işini üstlenmiş. Hayvanlar otlayarak Mucur istikametine doğru yayılırlarken, İdris'in kardeşi Sarı kendi öküzlerini getirip bunlara katmış. Hacı Bektaş Veli de "ben bunları görüp, gözetemem, bir zarar gelirse karışmam" demiş. Sarı dinlememiş, bırakmakta ısrar etmiş. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli, çevredeki beş tane büyük taşa hitaben "Siz tanık olun, Hacet vaktında şehadet edersiniz" demiş. Sarı'nın öküzlerini kurt parçalamış. İş Kadı'ya düşmüş. Hacı Bektaş Veli, beş tane şahidim var demiş. Onları otlak yerine götürüp, taşlara seslenince hepsi yuvarlana yuvarlana huzura gelmiş ve tanıklık etmişler."

Beştaşların hemen yakınında ise bir çeşme, bir cem evi ve kesilen kurbanların pişirilmesi için ocaklar bulunmaktadır. Burada konaklayabilmek için çadır kurulabilecek alan ve prefabrik yapılar bulunmaktadır.

   



DEDEBAĞI:

Hacıbektaş İlçesi'nin kuzeyinde, ilçeye 2 km. uzaklıktadır. Dedebağı, Dergahın açık olduğu dönemde önemli ocaklardandı. Dedebağı, bugün mesire alanı olarak kullanılmaktadır.

Dedebağı içindeki küçük bakımsız yatır içinde Hacı Melek Baba ve Pehlivan Baba'nın mezarları bulunmaktadır. Yatırın önündeki mezar ise Bursalı Hacı Mehmet Baba'ya aittir. Yatırın girişindeki 1310 tarihli yazıt şöyledir: "Bu bâğı ibtidâ Seyyid Nebî Dede idüb îcâd - Velî bu Pehlivân Baba'dır iden revnakın müzdâd - Anınçün Türbedâr Hacı Mehmed Baba hasbîce - Sene bin üçyüz on'da eyledi bu türbeyi bünyân - 1310 (M.1892)" Bu yazıtın, bir ara Pirevi Postnişinliği de yapan Hacı Mehmet Baba tarafından konulduğu anlaşılmaktadır.

Dedebağı içinden geçen derenin kenarında, Şeker Pınarı diye bilinen taştan yapılmış bir çeşme vardır. Çeşmenin ön yüzündeki 1337 (M.1919) tarihli yazıt şöyledir: "Nûş edenler hemîşe olsun tüvânâ - Hasaneyn aşkına deyüb El-hamü Mevlânâ - Sa'yini meşkûr edüb ve kalbini ma'mûr ede - Dü-cihânda dest-gîr-i mefhar-i âl-i abâ - Ta'mir etti bin üçyüz otuz yedide- Bu Şeker Pınarı'nı Salih Niyâzi Baba." Yazıttan, çeşmenin 1919 yılında Salih Niyazi Baba tarafından tamir ettirildiğini anlıyoruz.

 

BALIM EVİ (Kadıncık Ana Evi):

Karahöyük'ün güneyindeki dere kenarındaki tarihi Akpınar Çeşmesi'nin arkasında bulunan Balım Evi'ne, Kadıncık Ana Evi'de denmektedir. İdris Hoca'nın evi olduğu ve Hacı Bektaş Veli'yi bu evde konuk ettiği bilinmektedir. Hacıbektaş'ın en eski yapılarından olan bu ev, geçmişte Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce restore edilmiş olmakla birlikte, bugün için kendi kaderine terkedilmiştir.

Kadıncık Ana, Alevi-Bektaşi anlayışında kadının rolü ve konumunu gösteren simgesel bir öneme sahiptir. Alevi-Bektaşi düşüncesinde isimleri geçen Fatma Nuriye Hanım, Kutlu Melek ve Fatma isimlerinin aslında aynı kişi olduklarını ileri sürenler olduğu gibi, bu ismlerin farkı kişiler olduğunu ifade edenlerde bulunmaktadır.

Balım Evi üç odadan oluşmaktadır. Birinci oda tek kemerli olup, üç küçük penceresi vardır. Bu odanın sol tarafındaki eğri duvar, yıkılmak üzere iken Hacı Bektaş Veli'nin yıkılmasına engel olduğuna dair anlatılan ve Vilayetnamede yer alan söylenceye konu olan duvardır. Üçüncü odanın tavanı da kemerli olup, tüm odaların küçük aydınlatma pencereleri vardır.

AKPINAR:

Balımevi'nin Karahöyük'e bakan tarafında ve hemen aşağısında, kesme taştan yapılmış bir çeşmedir. Yuvarlak kemerli çeşmenin üzerindeki yazılardan, 1774 yılında Derviş İbrahim tarafından ve 1961 yılında Anıtlar Derneği tarafından onarım yaptırıldığını anlıyoruz. Hacı Bektaş Veli'nin eliyle toprağı deşip üç kere "Ak Pınarım" demesi ile suyun akmaya başladığına ilişkin Vilayetname'de yer alan söylence, bu çeşme ile ilgilidir.

KARAHÖYÜK:

İlçenin merkezinin kuzeyinde, üzerinde yer yer çam ağacı bulunan tepedir. Hacı Bektaş Veli'nin Suluca Karahöyük'e Güvercin olarak indiği ve ilk müritleri ile toplantı yaptığı söylencesinde adı geçen yer burasıdır. Prof. Dr. Kemal Balkan tarafından 1967 yılında Karahöyük'te başlatılan ve aralıklarla sürdürülen arkeolojik kazılarda Helenistik, Roma, Frig, Hitit ve Bronz çağlarına ait katmanlar tesbit edilmiştir. Bulunan eserler arasında her döneme ait seramikler çoğunluktadır. Sözkonusu eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

HIRKA DAĞI:

Hacı Bektaş Veli'nin hırkasını yaktığı söylenen ve bu söylenceden adını almış olan dağdır. Hacıbektaş'ın güneyinde ve ilçeye yaklaşık 15 km. uzaklıktadır. Volkanik bir dağ olan Hırka Dağının yüksekliği 1670 metredir. Dağın etekleri meşe ağaçları ile kaplıdır.

Hırka Dağı ve Hacı Bektaş Veli'ye dair Vilayetname'de aktarılan aşağıdaki söylence, Ardıç ağacının Alevi-Bektaşi düşüncesindeki simgesel değerini de ortaya koymaktadır. Söylence şöyledir: "Hacı Bektaş Veli, Kayseri'den Suluca Karahöyük'e gelirken uğradığı köyde gösterdiği kerametleri farkeden köylüler, 'Himmet Dilemek' için onu aramaya başlarlar. Kızılırmağı geçmiş olan Hacı Bektaş Veli, Hırka Dağının zirvesine ulaşır. Dağın zirvesindeki ardıç ağacının dibine oturur ve şöyle der: 'Ey ardıç, pürün ve budağınla üzerimi örtüp beni gizle. Kıyamet gününde sana himmet kılam.' O ardıç ağacı pürü ve budağı ile bütünüyle eğilip, Hünkar'ı sır etti. O ardıca 'Devecik Ardıcı' dediler. Hünkar'ı bulamayan köylüler ise, köylerine döndüler."

Vilayetnamedeki Hırka Dağına ilişkin bir diğer söylence ise şöyledir: "Karahöyük'ün sert kışı ve soğuğundan şikayetlenen dervişler 'Havası daha iyi yere gidelim' derler. Hacı Bektaş Veli, 'Hakikate ulaşmak için, bu yerden daha yüce bir yer olsa idi orada otururdum.' der. Birgün halifeler ve dervişlerle hırka dağına gelir. Orada bulunan, ardıcın dibinde oturur. Odun toplanıp ateş yakılır. Alevler iyice yükselince Hacı Bektaş Veli ateşin etrafında kırk defa döner. Sonra, sırtındaki hırkayı çıkarıp ateşin üstüne bırakır. Hırkanın külünü alıp havaya savurur. Etrafındakilere 'İşte bu kül zerrelerinin herbirinin düştüğü yerde bir ağaç bitsin ve bu kıyamete kadar devam etsin.' der."

ATKAYA:

İlçenin güneyinde, Bala Mahallesindeki büyükçe bir kaya parçasıdır. Hacı Bektaş Veli'nin, üzerine çıkıp at gibi yürüttüğü söylenilen bu kaya "Atkaya" olarak bilinmektedir. Bu kayanın yanında, mezar taşında "Buhâra'lı Şeyh Hacı Hamza Efendi" adının ve "3 Nisan 1328 (M.1912)" tarihinin yazılı olduğu bir mezar vardır. Buhara'lı Şeyh Hacı Hamza Efendi'nin, Dergah'a gönderilen Nakşi şeyhlerinden olduğu bilinmektedir.

Atkaya'ya dair Vilayetname'de anlatılan söylence şöyledir: "Akşehir'de oturan erlerden Seyyid Mahmud Hayrani'nin, bir arslana at gibi binmiş, eline de bir yılan alıp kamçı gibi kullanarak, üçyüz dervişi ile gelmekte olduğu Hacı Bektaş Veli'ye bildirilir. Hacı Bektaş Veli, bahse konu kayanın üzerine binerek, gelen erenleri karşılamaya gider. Hayrani Seyyid Mahmud, Hacı Bektaş Veli'yi bir kayaya binip kendilerini karşılamaya geldiğini görünce, ona büyük bir saygı duyar."

BEKTAŞ EFENDİ TÜRBESİ:

Hacı Bektaş Veli Müzesinin batısında ve 150 metre kadar uzaklıktadır. Türbede mezarı bulunan Bektaş Efendinin hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Türbe üzerindeki yazıttan, Bektaş Efendi Türbesinin 1603 yılında yapıldığını anlıyoruz. Yazıtta şunlar yazılıdır: "Bennâ hazâ eş-şeyh merhum Bektaş bin Mahmud an evlâd-ı el-Hacı Bektaş el-Horasani İsna Aşer ve elf 1012 (M.1603).”

Kesme taştan yapılmış olan türbe, Balım Sultan Türbesi ile benzerlik göstermektedir. Balım Sultan Türbesi önündeki kemerli bölüm bu türbede yoktur. Türbenin önünde dikdörtgen planlı bir giriş bölümü bulunmaktadır. Bu bölümden bir kapı ile sekizgen planlı Bektaş Efendi Türbesine ulaşılır. Türbe üzerindeki kubbe, sekiz köşeli piramit şeklinde ve sivri külahlıdır. Türbenin giriş kapısı üzerinde şu yazıt yer almaktadır: "Hacı Bektaşi Veli evlâdından Çelebi Cemaleddin Efendi tarafından tamiri fi sene 22 Eylül 1322, fi sene 16 Şubat 1324. (M.1904-1906)” Bu yazıttan ise, Çelebi Cemalettin Efendi tarafından, 1322-1324 (M.1904-1906) yıllarında türbede onarım yaptırdığını anlıyoruz.

(Hacıbektaş WEB yukarıdaki metnin hazırlanmasında, Bedri NOYAN'ın "Hacıbektaş Dergahı ve Türbesi" çalışmasından, broşürlerden ve  ansiklopedik bilgilerden yararlanmıştır.)